Fark etseniz de fark etmeseniz de hepinizin hayatında sürekli kolpa aktivite önerileri yapılmakta, bir takım sözler verilmekte veya anlık motivasyonlarla dost ortamlarında garip planlar tasarlanmaktadır. Kimi zaman bu laflara iç çeker, “ah keşke” deriz, kimi zaman da en içten şekilde bu sözlerlere inanırız. Kimilerimiz ise dıştan bu boş laflara “haa evet evet” deyip, içten içe “hasktir ordan!” diye tepki veririz. Bu yazımızda dev “Bir Takım Değerler” ekibi olarak tüm bu plan, proje ve sözleri irdeleyip tarihleri hakkında derin bir araştırma yaptık. İşte çarpıcı çalışmamız:

Kaç zamandır rakı balığa gitmiyoruz: Ülkemizde her arkadaş grubunun 5 toplaşmasından birinde bu şahane öneri muhakkak bir aktivitist tarafından gündeme getirilir. Gerçekleşme ihtimali arkadaş grubunun yapısına göre değişmekle beraber; ortalama 1,5 yıl ile 3 yıl arasında bir kez hakkaten hayata geçer. Ancak bu konu hemen her 2 ayda bir muhakkak gündeme bir kez gelir. Arkadaş grupları, üniversite hayatlarının 2. yılında bu konu ile meşgul olmaya başlar ve 35 – 40′lı yaş gruplarında bile hala sık sık konuşulur.

Türk Tarih Kurumu’nun toz altındaki kayıtlarını karıştırdığımızda, ilk defa 29 Ekim 1930 tarihindeki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Yunan Başbakanı Venizelos’un Ulu Önder Atatürk’ün koluna girip bu teklifi yaptığını tespit ettik. Venizelos’un “Paşam; sizin Florya’da bir ev vardı, orada palamutları çevirip bir ufak açmadık kaç zamandır?” dediğine o sırada Paşa Hazretleri’nin yaverleri tarafından şahit olunmuştur.

Aslında en iyisi bi’ restoran açmalı: İş hayatının tadına bakan her 32 Türk gencinin 17’sinde proje olarak “Bi restoran mı açsak acaba?” vardır. Rakı balık kadar sık gündeme gelmeyip yaklaşık 4 ayda bir bu konu konuşulur. Maalesef bu dostlar restoran açmayı, kafe işletmeyi ya da butik otel sahibi olmayı özgürlüğün tadını çıkarmak olarak değerlendirir. Ancak bu sohbetlerde “bunun kirasını nasıl öderiz, hububatçı bana kaç gün vade yapar, sokağın karşısındaki dönerci işleri bozar mı” soruları asla tartışılmaz. Bu durumu bir avantaja çeviren sevgili Çağan Irmak; restoran işletmecisi yakışıklı ve seks bağımlısı bir gencimizi, çocuklar için kostüm diken özgür ruhlu bir hanım kızımız ile biraraya getirerek cebini doldurmuştur.

İlk defa Ortaçağ Avrupa’sında bir derebeyine bağlı olarak çalışan Victor adlı bir köylü “Yeter lan!” diyerek bu projeyi hayata geçirmeye çalışmış, Feodal düzenin kendisini hadım etme tehdidinden dolayı dükkanı 2 ay içinde kapatmıştır.

Bu yaz güneye mi aksak: Samimi ve sıcak bir tekliftir. 10 senede bir hayata geçer. Ülkemizde “Bu yaz Antalya’ya mı aksak?” denirken, Kuzey Avrupa’da ise “Bu yaz Yunanistan’a mı aksak acaba?” şeklinde farklı bir versiyonu vardır.

Bu projenin ilk defa ne zaman konuşulduğu tam olarak bilinmemekle beraber sanayi devrimi ile beraber evrimleştiği tahmin edilmektedir.

Sana değer veriyorum, seni kaybetmek istemiyorum: Genelde manitalar tarafından kullanılan bir ibaredir. Tam meali “Seni s… sarmıyorum” ama arada bir “Nabeeeer, kaç zamandır görüşmüyoruz!” diye SMS atabilirimdir.

İlk defa Leonardo Da Vinci’ye sevgilisi Pippa tarafından söylenmiştir. Akabinde Leonarda “Bu ne demek lan?” diyerek kendini icada, mucitliğe vermiştir.

Abi sigarayı bırakmaya çalışıyorum: Hemen her 5 sigara müptelasından biri ayda bir bu fikirle çıkar insanların karşısına. Bu tarz adamlara çok itimat etmemek gerekir.

Bu şekilli çalışmamıza umarım gelecekte de devam ederiz. Saygılarımızla.